Umursamadığımız Gerçek; DEPREM

İki gün önce (24.01.2020) Elazığ ili Sivrice İlçesi merkezli 6.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde şu ana kadar 38 kişi yaşamını yitirdi. 1060 kişi de yaralandı. Japonya gibi gelişmiş ülkelerde bu şiddette bir depremde kimsenin burnu bile kanamazken, bizde vahim sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Nedenini az önce yazdım; gelişmişlik… Deprem denilince ilk akla gelen ülke japonya adamlar tıpkı bizim ülkemiz gibi fay hatlarının üzerinde yaşıyorlar. Depremle yaşamayı öğrenmişler. Öğrenmişler ancak nasıl? Tabiki acı tecrübeler ile… Sonrasında ders almışlar. Tıpkı yenildikleri savaşlardan aldıkları dersler gibi doğa ile savaşlarından da ders almışlar. Doğa ile başa çıkabilmek doğaya yenilmemek için bilimi ve teknolojiyi kullanmışlar. Bilimin ışığında düşünmüşler deprem en çok neyi etkiliyor; evleri. Peki biz evleri depreme göre dizayn edersek beton temel yerine tekerlekli ve yaylı temeller ile eve başlayıp, beton kolon ve kirişler yerine çelik konstrüksiyon koyarsak, klasik kırmızı topraktan tuğla yerine daha hafif strafor köpük karışımlı tuğla kullanırsak hem binaya yüklenecek yükten kurtuluruz hemde daha iyi bir ısı yalıtımı yaparız demişler. Dünyayı değiştiren ve insanı yaşatan akıl bilim ve teknolojidir. Buna bir örnek de şunu verebilirim; toprağın altındaki suyu çıkarmayı bilmeyen (sondaj) ve kuyulardaki suyu boruyla taşımak yerine kilometrelerce uzaktan sadece bir kova su getiren ve susuzluktan hastalıklar ile pençeleşen afrika ülkeleri buna en büyük örnektir.

Ne diyorduk; akıl, düşünce ve bilim… Bu üçlü olmaz ise insanlık hayatını çok çabuk kaybeder. Bu üçlüyü kullanan ülkelerin insanlarına bakın daha uzun yaşarlar. Örnek olarak bu yazıya bir göz atabilirsiniz.

Ülkemiz bir deprem ülkesi ancak biz depremle yaşamayı öğrenememişiz. Son depremler onu gösteriyor. Alınacak önlemlerimizi almamışız. Mesela alınacak önlemlere bende bir tavsiye sunmak istiyorum; keşke otomobilleri hurdaya ayırdıkları gibi belli bir yaştaki evleri hurdaya ayırıp zorunlu olarak yıksalar. Zorunlu deprem vergisi sigortası yerine zorunlu deprem analizi getirseler. Bu analizlere göre yıkım kararları çıkarıp uygulasalar. Otomobillerdeki hurda teşvik indirimi gibi eski evini yıkana yeni ev yarı yarıya indirimli yapıp verseler. ve bunun gibi bir sürü önlem alınsa depremde kaybettiğimiz hayatları çok çok düşürebiliriz.

Ama yine de biz güzel ülkeyiz. Neden mi? doğal afetlerde adeta kenetleniyoruz. Bir olup afetzedeye yardımlarımızı esirgemiyoruz. 7 den 70 e seferber olup yaralarımızı hemen sarıyoruz. Bunlardan biri yazının sonuna ekleyeceğim şarkıyı seslendiren Haluk LEVENT. Hani derler ya adam gibi adam. İşte google a adam yazın Haluk LEVENT çıkar. Kim olursa olsun nerde olursa olsun hemen yardıma koşuyor. Helal olsun.

Birde dün sosyal medyada gördüğüm bir tivit bizim nasıl güzel bir ülke olduğumuzun özetini çıkardı. Depremden sonra Gakkoş Elazığlıya yardım için Dadaş Erzurumlu hemen geldi yardıma, Siirtli Arap, Diyarbakırlı Kürt Rizeli Laz, Artvinli Çerkez, İzmirli Türk tırlarla Elazığlı kardeşine yardım elini uzattı. Elazığlı Fethi SEKİN’in İzmirde canı pahasına vatanını savunduğu zamanki gibi kenetlendi tüm Türkiye.

Geçmiş olsun Elazığ. Geçmiş olsun Elazığlı kardeşlerim. Dualarımız kalbimiz sizinle.

Yazamadıklarım aklıma geldiğinde yazmaya başladım... Ben söylemeyi beceremem. İyisimi ben yazayım...

Yorumunuzu Ekleyin