İnsan ve Cam

Bugün önüme gelen cam tabak bana ilham verdi. Bu yazıyı yazma sebebim bir cam tabak… İnsanoğluyuz, inanışa göre topraktan yaratıldık ve yine toprak olacağız.

Cam da öyle topraktan oluşturuldu. Camın ana hammaddesi silis kumu (silika) yani silisyum dioksit. İçerisine birkaç bileşen daha eklenip (Sodyum karbonat, kireçtaşı vb.) ısıtılıp şekil verilerek bardak, tabak, kase vb. eşyalar üretilir. İnsan olarak hepimiz de öyle değilmiyiz hammaddemiz aynı ama şekillerimiz farklı.

Cam ve insan o kadar birbirine benzer ki cam ateşte eritilip şekillenirken insanoğlu acıyla eriyip karakterini şekillendiriyor. Cam gibiyiz aslında sert gibi görünsek de çabuk kırılabiliyoruz. Kırıldığımızda eski halimizden eser kalmıyor parçalanıyoruz. Kırılmadan önce elde güzelce dururken kırıldığımızda o eli kesebilecek hale geliyoruz ve tekrar o tezgaha veya rafa koyulmuyoruz, kırıldığımızda yerimiz çöp oluyor.

İnsan insana bir cam bardak gibi bakmalı ona dokunduğu gibi dokunmalı… onu kırmamak için nazik davranmalı, zira bir gün kırıldığında o eski hali kalmayacağını bilmeli, kırıldığında elinin kesileceğini bilmeli ve eski haline döndürmenin zor olacağını bilmeli.

Ben insanoğluna cam gibi bakıyorum kırmamak için elimden geleni yapıyorum. Mesela camdan yapılmış bir ayna gibi bakıyorum insanlara. o aynayı kırarsam kendimi de kırık göreceğimi biliyorum. Kırarsam eski haline dönmeyeceğini de biliyorum.

O yüzden insanlara cam gibi davranın çünkü cam gibi topraktan geldik toprağa gideceğiz…

Bu yazımı da en sevdiğim sanatçı emre aydının hoşçakal şarkısı ile bitirmek istiyorum… “Sen hiç görmedin dans ettik durmadan kırık camlar üstünde…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir