Anadolunun Avrupası

“Anadolunun Avrupası” deyim yerindeyse Eskişehir için söylenebilecek en güzel tanım. İç Anadolunun avrupa i şehri. Geçmişte pek iz bırakmamış ancak geleceğe iz bırakacağı kesin. Diğer iç anadolu şehirleri gibi düz bir ovaya kurulmuş bir şehir. Tüm bağlantı yollarının ortasında olmasından kaynaklı günümüzün kervansarayı desek yeridir. İlk hızlı tren hattının olması Ankaradan yerli yabancı turist çekmiştir. Şimdi ise İstanbul Ankara Konya ile hızlı trenle bağlanması bu üç şehirden halen günübirlik yerli turistleri çekmeyi başarıyor.

Aslında şehrin tarihi bir yeri yok denecek kadar az, ancak eskişehir son 15-20 yılda yapılan şehir düzenlemeleri tüm Türkiyenin dikkatini çekmiştir. Buna en güzel örnek Eskişehirin ortasından geçen porsuk çayı/nehri eskiden çamur deryası iken yapılan düzenlemeler ve Venedik çakması sandalların yüzdürülmesi ile Venedik’i aratmamıştır. Porsuk nehrinin üzerine de avrupa mimarisi ile birkaç köprü yapılmış, sadece ufak bir dokunuş ile şimdi selfilere manzara olmaya devam ediyor.

Bir diğer örnek ise “Masal Şatosu” ve “Korsan Gemisi”ni içerisinde bulunduran Sazova Parkı. Güzel bir peyzaj çalışması ve çocukların dikkatini çekecek mimari şato ve korsan gemisi ile yerli yabancı turistleri çekmeyi başarmıştır. Bunda en büyük katkı aynı zamanda heykeltraş olan Belediye Başkanı Yılmaz BÜYÜKERŞEN ve ekibinin payı büyüktür.

İç Anadoluda bir çok şehrin evi meşhur olurda Odunpazarı’nın evleri meşhur olmaz mı? Tabi yine birkaç düzenleme ile Eskişehirin eski merkezi olan Odunpazarı ilçesi evleri ile meşhur olmuştur.

Eskişehire deniz getireceğim diyen siyasetçi görmedim ama Eskişehire sahil getireni gördüm. Şehrin içinde bir diğer park olan “Kentpark” ta porsuk çayından gelen suyun arıtılması ile ve yapay kum ile yazın denize gidemeyenlere denizi getiren eskişehir büyükşehir belediyesi insana yatırım yapmaya devam ediyor.

İnsana yatırım yapıyor derken Sazova Parkında bulunan “Bilim Sanat Kültür Merkezi” gençlerin ve çocukların bilim ve sanata yönlendirilmesi için güzel bir yapı olmuş. Keşke diğer şehrin çocukları da eskişehirdekiler gibi şanslı olsa diyemeden geçemeyeceğim.

Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi de sizin yarım saatte bütün Türk dünyasını gezmenizi ve Türklerin yapıtlarını görmenizi sağlıyor.

Aynı alanda (yani Sazova Parkının orada) Botanik Parkı, Hayvanat Bahçesi ve Sualtı dünyası ile kendinize ve eğer varsa çocuklarınıza güzel bir gün geçireceğiniz tüm imkanları önünüze seriyor. Tüm bu saydığım alanların eğlenirken öğreten alanlar olması çok büyük bir artı.

Birde benim şehirlerde en sevdiğim alanlar şehre tepeden bakan yerler.

Eskişehirde “Şelale” diye adlandırılan yer, şehri kuşbakışı görmenizi sağlıyor. Çaybahçesi/kafe/park olan bu yer çayınızı manzaraya karşı içerek kafanızı dinleyebileceğiniz güzel bir yer. Anadolu ve Osmangazi Üniversitesini barındıran eskişehir tam bir öğrenci şehri. Sokaklarda dolaşanların büyük bir çoğunluğu 20-25 yaş ortalamasına sahip olduğu söyleyebilirim. Her türlü insanın aynı sokakta görüldüğü bu şehirde, yerli olsun yabancı olsun herkes birbirine saygılı. Bu şehre Avrupa dememin bir sebebi de bu.

Güzel şehirlerde, yüreği güzel insanlarla yürümeniz dileğimle… bugünlük benden bu kadar.

Yazamadıklarım aklıma geldiğinde yazmaya başladım... Ben söylemeyi beceremem. İyisimi ben yazayım...

Yorumunuzu Ekleyin