Değerler Eğitimi

Son yıllarda çok duyduğumuz özellikle de okullarda sıkça duyduğumuz bu kavram nedir? Gelin bi ele alalım.

Özellikle ilkokulda veya ortaokulda çocuğu kardeşi veya kendisi okuyan bu kavrama aşikar. Değer; bir şeyin gerekliliğini, önemini belirlemeye yarayan saymaca ölçü veya bir şeyin değdiği, ona denk diye düşünülen, kabul edilen karşılık denilebilir. Bir diğer anlamıyla kıymet.

Peki son yıllarda gittikçe anlamını yitirdiği ve sosyal yaşantımızda eksikliğini hissettiğimiz değerleri bu değerler eğitimi ile geri kazandırabilecekmiyiz çocuklarımıza? Ailede başlayan ve okulda devam eden eğitim ve öğretim gerçekten okulda da devam ediyor mu? Öğretimin devam ettiğini söyleyebiliriz ancak eğitimin ise büyük çoğunluğunun evde ve okul çağından önce verildiği ve yer ettiği için eğitim okullarda pek verilememekte. Eğitim ile öğretimin arasındaki farkı tek bir cümle ile kafanızda yer etmesi için söyleyeyim; “Köpeği eğitirsiniz ancak ona alfabeyi öğretemezsiniz…” Okulda yazı yazmayı öğreniyoruz ancak tuvalet alışkanlıklarını ve yemek yeme alışkanlıklarını öğrenmiyoruz. Bu ailede verilen bir eğitimdir bu ailede verilmez ise umumi tuvaletlerin kirliliğine önlem alamazsınız veya piknik sonrasında yenilen yemek çöplerinin doğaya atılmasını önleyemezsiniz.

İşte değerler eğitimi bu noktada çocuklarımıza destek vermekte ve evde öğretilen eğitimlerin üzerine inşa edilmekte veya eksik veya yanlışları düzeltmekte. Geleceğimizin her yönüyle güzelleştirilmesi için gerekli olan bu eğitimi evde ve okulda gerektiği gibi verebilirsek sosyal yaşamımızda gerçekten düzene girecek.

Müslüman bir ülkede yaşıyoruz ancak müslümanlığın sadece öğretimini almışız veya öğretilmişiz. Namaz kılmışız her namazın içinde her rekatta okuduğumuz fatiha suresinin anlamını bilmemişiz, manasını idrak edememişiz. Namazdan önce abdest almayı öğrenmişiz (abdest alırken sıralamanın ne olduğunu öğrenmişiz ancak camii tuvalet ve abdesthanelerini temiz ve düzenli kullanmayı öğrenmemişiz. Kuranı Kerimi arapça okumuşuz ancak bize ne söylediğini öğrenmemişiz. Cuma namazına girmişiz ama arabamızı acil çıkması gereken arabaların önüne çekmişiz… ve daha nicesi. Ben bu müslümanlığı şöyle bir kitap adıyla yorumluyorum: Allahsız Müslümanlık…

Ramazan ayının şu mübarek günlerinde artık öğretim kadar eğitiminde önemine değerlerimizi herkese özellikle de gelecek nesillerimize güzelce anlatmalıyız. Özellikle de din üzerinden insanların beynini sömüren duygularını sömürenlere inat iyiliği saygıyı sevgiyi ve nerde nasıl davranacağımızı öğrenelim öğretelim. İster Müslüman olsun ister Hristiyan olsun ister musevi ister budist veya ateist olsun iyiyi güzeli saygıyı ve sevgiyi örnek alalım. Bizim coğrafyamızdan da bildiğimiz tanıdığımız büyük şahsiyetleri Yunus Emre’yi Mevlanayı Hacı Bektaşı Veliyi okuyalım varsa ingilizcemiz veya tercüme edilmiş diğer kitapları da okuyalım.

Sevgiyle Kalın…

Sizi kısa film tadında büyük bir yapıtla uğurluyorum;

Yazamadıklarım aklıma geldiğinde yazmaya başladım... Ben söylemeyi beceremem. İyisimi ben yazayım...

Yorumunuzu Ekleyin